Posts tagged Nüfuz ticareti yapan siyasiler

Bir Ülkenin Kalitesini Yok Eden Ticaret Sistemi: Nüfuz Ticareti

Herkese Merhabalar;

Çok uzun zaman sonra tekrar bir yazı ile geri döneyim dedim.  

Bugün yazacaklarım birtakım hassasiyetler içerdiğinin farkında olarak yazmaktayım. Onun için örneklerimi genellikle, Libya ve Fransa üzerinden vermekteyim. Yazı tarzımı yakından bilen kişiler, genellikle resmî ve serbest bir yazım yöntemi ile yazdığımı bilirler. Aynı yöntemimi kullanarak yazmaya devam edeceğim.

Nüfuz Ticareti Nedir?

Nüfuz Ticareti (Influence Peddling), bir kişinin devlet kademesinde görevli memur, polis, kaymakam v.b. görevinde olmadığı halde bu tip devlet kademesinde ki memurlar ile kişisel samimiyetlerini kurarak onlara nüfuz ettiğini beyan etmesi sonrasında 3. kişilere yardım etme taahhüdünde bulunması sonucunda gerçekleştirdiği ticaret eylemidir. Nüfuz ticareti maalesef hem yaygın bir durumdur hem de TCK 255. maddeye göre bir suçtur.

Tahmin edersiniz ki, nüfuz ticaretini sıradan bir kişinin yapabilmesi mümkün değildir. Genellikle nüfuz ticaretini yapanlar sıradan olmayan insanlardır.  Kişisel olarak yaptığım araştırmalarda ise en yaygın nüfuz ticaretinin yapıldığı ülkenin Hindistan olduğunu görüntüledim.

Sistemin arka planı oldukça basittir. Bu tür bir şey mümkün değil fakat masum bir örnek olması açısından bunu yazmak istedim. Örneğin sizin 250 TL’lik bir trafik cezanız var ve bu cezayı da ödemek istemiyorsunuz. Bunu size göre kim borcu sildirebilir? X bölgesinin trafik şube müdürü.. Peki bu şube müdürünü kim tanıyor? “Ahmet Mehmet” tanıyor. Burada Ahmet Mehmet, nüfuz ticaretini yapan kişidir. 250 TL ceza ödememeniz için sizden 100 TL alıyor ve bunun 50 TL’sini de ilgili birimin sorumlusu ile paylaşıyor. Bundan ötürü bir nevi rüşvet almış oluyor. Aslında nüfuz ticareti anlam bakımından da rüşvet vermenin daha sessiz ve aracılı bir metodu gibi görülebilir.

 

Nüfuz Ticaretine Bir Örnek…

Nüfuz ticaretine zannediyorum en belirgin ve güzel örneği Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin 2007 yılında yaptığı Cumhurbaşkanlık seçim kampanyası ile alakalı olarak, kampanya giderlerini yasa dışı finans yolları ile sağlamak istemesi diyebiliriz. Konu Fransız yargısına takılınca daha farklı bir hal aldı ve itibar kaybı yaşamak istemeyen Sarkozy, avukatı Thierry Herzog aracılığı ile ilgili yasa dışı finans yolları iddialarını araştıran yargıç Gilbert Azibert’i “Monoca’da daha iyi bir görev yeri tayin edeceği” ile alakalı etkilemeye çalışarak nüfuz ticaretinde bulundu. Tabii Sarkozy’nin tek dosyası sadece bu değil. Libya’ya bazı diplomatik kolaylıklar vaat edeceğini söyleyerek 2012 seçim kampanyasında Kaddafi’den parasal destek aldığı bile ayrıca söz konusudur. Fransa tarihinde ilk defa bir eski Cumhurbaşkanı yargılanacak olup, 1 Mart 2021 tarihinde görülen davasında ise, Sarkozy ve ona yardım eden yargıç Gilbert Azibert’in 2 yıl hapis cezası alması an meselesi gibi duruyor.

 

Lobicilik Faaliyetlerinin Bulanıklaşarak Nüfuz Ticaretine Dönüşmesi…

Bir meslek odasının, bir mesleki grubunun kendi haklarını daha iyiye götürebilmesi noktasında yapacağı lobi faaliyetleri düzeyli olması durumunda tamamen normaldir. Geniş bir kitleye hitap edilmesi ile beraber bu görüşmelerde konuların kişiselleşmeye başlaması üst düzey nüfuz ticaretlerine konuyu gebe bırakmaktadır. 

Nüfuz ticareti, bir kamu görevlisinin karar vermesinde gerçek veya potansiyel bir etkiye sahip olan bir kişiye üçüncü bir şahıs yararına bir menfaat veya ödeme vaat etme veya verme eylemidir. Öte yandan, lobicilik, politikaları belirli bir neden veya sonuç lehine etkileme eylemidir. Lobicilik ve nüfuz ticareti arasındaki fark, nüfuzun elde edildiği araçlardır. Yöntemlerden biri, rüşvet veya başka bir avantaj gibi gereksiz bir fayda sağlarken diğeri değildir. Diğer yöntem kişisel fayda içindir, diğeri ise aslında daha büyük fayda içindir. Ancak, iki aktivite arasındaki çizgi bulanıklaşabilir. Yasal olsa bile, lobicilik, şeffaflık ve dürüstlük sınırları içinde tutulmazsa, örneğin lobicilerin orantısız düzeyde nüfuza sahip olduğu durumlarda olduğu gibi, yozlaşmış ve çarpık hale gelebilir.

Nüfuz Ticareti Bir Ülkeye Nasıl Zarar Verebilir?

Bazı şeyler zincirleme isim tamlaması gibidir. Birbirini takip eder ve bazen de geriye dönüş yolu kişiler arasa da bulabilmesi mümkün değildir. 

Eğer bir devlet memuru ya da siyasi pozisyonlarda ki bir kişi bir rüşvet aldı ise, artık rüşvet aldığı kişinin nüfuz ticareti yapmasına olanak sağladığının bariz yolunu açmış olur. Şüphesiz burada en önemli iş siyasilere düşmektedir. Örneğin, devlet yöneticilerinin 1., 2. hatta 3. dereceden yakın akrabaları nüfuz ticareti yapmaya oldukça elverişli kitle grubundadır. Burada siyasi kişiliklerin, kendi itibarını zedelememesi oldukça önem arz etmektedir. Eğer oluşacak nüfuz ticaretlerini engelleme girişimlerinde bulunmaz ise, artık gelecekte bitip tükenmek bilmeyen bir hukuk süreci girdabına saplanması da mümkün olacaktır.

Bu konuda en muzdarip ülkelerin başında Hindistan gelmektedir. Hindistan içerisindeki siyasetçiler birer para yeme makinasına dönüşmüş gibiler. Yani bir ihale almak isterseniz, bir komisyon oranı onlara ödeyerek kolayca girebileceğinize dair birçok Hindistanlı forum sayfasında telefon numaraları da dahi mevcuttur.  

Şüphesiz AB’nin en “kötü” tanıdığı ticari unsurlardan bir tanesi de “taşeronlaşmanın” önünü çok fazla açmasıdır. Taşeronlaşma sistemi nüfuz ticaretini daha kolay hale getirebilmektedir. Siyasileri yakından tanıyan kişilerin, ihale şartlarına uygun nitelikte şirket kurması ve bu şirkete has ihaleleri takip ederek alt yüklenicilere kolayca devredilmesi, yine benzer nüfuz ticareti sonrasında kolayca kâr paylaşımlarına da olanak sağlamaktadır. Eğer burada dönen rakamlar oldukça büyük ise, Birleşik Krallığın altında özerk olarak bulunan ve Küba’nın güneyinde bulunan Cayman adasında kurulacak kâğıt üstünde bir şirket ile  bütün işlemlerin sıfır vergisiz bir şekilde yapılmasını da sağlayabilir.  

Bu örnekleri detaylandırmak oldukça mümkündür. Fakat kaybeden hep o ülkenin insanları olmaktadır.

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;