Herkese Merhabalar;

Blog sayfama işlerim nedeniyle biraz ara vermiştim. Fakat İç Anadolu’nun en büyük 3. şehri Kayseri’den bu yazıyı yazmakta güzel oldu.

Önce kısa bir özetle başlayalım…

Ailemin, yıllar önce Balkanlar’dan buralara göç etmesinin akabinde, doğma büyüme Bursa’da ve bir şehir hayatı ile iç içe yaşamış bir birey olarak bugüne kadar geldim. Şehir hayatının, pek tabikide eğitim, sağlık, iş ve sosyal hayat gibi nedenlerini saymakla da bitiremeyiz.

Yada bitirebiliriz..

İşim nedeniyle, Türkiye’nin bir çok şehrini görme şansım oluyor. Bu işlerimin de bir çoğu köyler de oluyor. Tabi köylere gide gele, güzel bir çevre edinme şansım da oluyor. Bu şansımı da yeni bilgilerle kendimi geliştirerek kişisel gelişimime katkı sağlamaya çalışıyorum…

Yakın zamanlar da Balıkesir’in bir köyünde işlerimi yaparken, camiden okunan bir selâ dikkatimi çekti.. Yanımda ki çocuklara sordum, kimdir vefat eden diye.. “İsmail Amca” dediler.. İsmail amcayı biliyorum.. 2 hafta öncesine kadar gördüğümde tarlasında çalışıyordu ve dipçik gibiydi. Neyse, sonuçta insanlarla içli dışlı oluyoruz diyerek cenaze namazına eşlik ettim. Namaz sonrasında, evine ziyaret ettiğimde de yaşını sordum.. Ben o saniyeye kadar İsmail Amca diye hitap ettiğim kişinin yaşı olsa olsa, 70 olur derdim.. Fakat İsmail Amca hayata gözlerini 102 yaşında yummuş. Tekrar ediyorum, 102 yaşında.. İnanamadım..

Diğerine geçelim..

Bugün, Sivas’ın Şarkışla ilçesinin bir köyüne gittim. Duran isimli bir ağabeyle herhalde 2-3 saat sohbet etmişimdir. Duran abi öyle boş bir adam değil, yaşı 60 ama köy hayatıyla kalmamış kendini efsane geliştirmiş. Avrupa’nın bir çok ülkesini de gezmiş. Bütün çocuklarına şehir de çalışıyor diye kızgın.. Kızgın ama ne kızgın.. İnanamazsınız…

Nedenini sordum..

“Bir oğlum mühendis, 5500 TL maaş alıyor. Bir kızım doktor olmak üzere, 6000 TL maaş alıyor. Bir oğlum uzman çavuş, 5000 TL civarında maaş alıyor. Ben ise, tek başıma köyde hayvancılık yaparak, her ay onlardan fazla para kazanıyorum… Bunu geçtim, benim çocuklarım köye ne zaman arkadaşlarıyla gelseler, onların şanı yürüsün diye koca bir tosun keserim. Kestiğim tosun da bana maddi olarak dokunmaz.. Ama ben ne zaman hanımla beraber, çocuklarımı ziyarete gitsem, neredeyse evlerinde yatacak yer veremeyecekler” dedi..

Devam ediyorum..

Bir gün Tekirdağ’ın köylerinden bir tanesindeyim. Bir Muhsin amcamız vardı.. Çocuğunu evlendirecek ama o kadar sinirli ki, anlam veremedim.. Neden sinirli olduğunu sordum, söylediklerini birebir yazıyorum…

” Köyde ki kızlar artık köy hayatını istemiyorlar, ya şehirde yaşayacaklar, ya şehirde yaşayacaklar.. B**k mu var bu şehirde, herkes şehir hayatına özenirken çiftçilik yapacak, hayvancılık yapacak insan kalmadı köylerde… Bu genç kızlardaki saltanat merakı, ortalığı mahvetti. Kız babaları da konuya müdahil oldular. Çıkıp, şehir de yaşamayacaksalar ben kızımı vermem diye utanmadan söylüyorlar. Şehire gidince ne oluyor? Tahsilleri yoksa amele oluyorlar. Tahsilleri varsa 3-5 bin lira kazanınca seviniyorlar.. Köyde hayatlarını düzene soksalar, hem daha çok kazanacaklar hem de daha huzurlu olacaklar” dedi.

Sadece zihnimde canlı kalan ve basit 3 örneği yazdım.. Bir tane köy de ise, bir yine bir köyü ağabeyim, Almanya’da çalışan Makina Mühendisi oğlundan daha fazla parayı çiftçilik yaparak kazandığını söylemişti…

Güler misin, Ağlar mısın…

Şehir hayatını yazmaya gerek var mı bilemedim.. Herhalde yok, insanlar 60’ı görünce “iyi yaşamış” der olduk. Batının özenti hayatını özenmek bizi mahvettiğini, ancak medeniyete dayalı değerlerimizin yok olmasının akabinde ortaya çıkacak soysuz insanlar ve tavırların daha da çoğalmasıyla anlayacağız.. “Eskiden böyle birşey yoktu” diyerek yalandan kendimizi avutacağız.. Aynı bugünlerde de olduğu gibi…

40’tan fazla ülke gezmiş birisi olarak söylüyorum.. Batı hayatına özenerek yaşamayı seviyorsanız, önce bir Fas, Cezayir, Tunus’a gidin ve ne halde olduklarını görün.. Oranın ahır gibi yaşantısı, Batı’nın eseridir. Dünya’nın en zengin ülkesi Mali’ydi. Hatta zamanında Mali Kralı Mansa Musa, hacca gittiği zaman, 150 deve altın götürüp fakirlere dağıtılmasını istermiş. Rockefeller falan hikaye yani. Bugün Mali’de ki insanlar çöpten yemek bulduğu zaman çok seviniyorlar.. 

Konuya dönersek; köydeki stressiz ortam, temiz hava, sağlıklı yaşamı şehirde bulmak çok zor.. Genç kardeşlerim için söylüyorum.. Bütçeniz dahilinde, kendinize küçükte olsa bir arazi baksanız iyi olur derim.. Zannediyorum bir gün hepimizin dönüşü köye olacak gibi duruyor..

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;

Bu yazıyı okumanız yaklaşık 4 dakika sürecektir.

Yazımı Nasıl Buldunuz Diye Sorabilir Miyim? 🙂
[ Average: 5]

Yorumlarınızı Varsa, Buradan Buyrun :)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir