I-REC Sertifikası Nedir? Ne Değildir?

Herkese Yeni bir blog’tan selamlar;

Son zamanlarda özellikle, özel sektörde Avrupa’lı şirketler ile çalışan Türk şirketlerinin, yabancı müşterileri nedeniyle karşı karşıya kaldığı bir konu hakkında yazmak istedim. I-REC Sertifikası..

Hayatımda duyduğum en garip sertifikasyon sistemlerinden bir tanesi diyebilirim. Benzerlerini bulamadım. Yaklaşık 10 yıldır Yenilenebilir Enerji üzerine çalışan birisi olarak, mantığını da kavramakta zorlandım.

Biz Türklerde maalesef şöyle bir algı var. “Eğer Avrupa bir şey yaptıysa, o en iyisidir.” Ama bazen değildir dostlar.. Gelin nedenlerini anlatayım.

Biz insanlar, 4 yıl lise eğitimi alırız, karşılığında diploma verirler. Yüksekokul, Lisans eğitimi alırız. Karşılığında ilgili mesleği yapabilme hakkını yasal olarak tanırlar. Bir şirketimiz vardır. Çalışma sistemini standartlaştırırız karşılığında uluslararası belge karşılığını verirler. Yani bir belge veya bir sertifikaya sahip olabilmemiz için, ister birey olarak, istersek kurumsal bir yapılanma olarak bir efor ortaya koyarız ve karşılığını da bekleriz. Tabi “İncik Boncuk Eğitim Kurumlarının” 100 liraya 5 sertifika verdiği eğitim sisteminden bahsetmiyorum. Lütfen onunla karıştırmayın.

I-REC sertifikasını tanımlamak gerekirse, “Bir işletmenin tükettiği elektriğin, yenilenebilir enerji kaynaklarından tüketildiğini ve tescillendiğini belgeleyen bir belge türü” olarak karşımıza çıkıyor.

Ben bunu ilk duyduğumda gerçekten kafamda şöyle yorumlamıştım. “Malum, ülkemiz enterkonnekte hatlar ile çevrilidir. Bir yenilenebilir enerji santralinde üretilen elektriği, ilgili dağıtım şebekesi şirketi tarafından, bu sertifikaya sahip olmak isteyen şirketler tarafından başvurulması ile sahip olunan bir belge olabilir mi” diye algıladım. 🙂 Daha sonra, bu belgenin Hollanda merkezli yöneticilerinin dahi böyle bir şey düşünmediğini öğrendim.

Sistem çok komik. Komik diyorum, çünkü arada tamamen “sanallaştırılmış” bir ortamda gerçekleştirilen elektrik üretimine “ücretli” bir şekilde kredi satılarak oluşturulan sertifikasyon sistemi var.

Yani sizin diyelim ki, 1 MW’lık bir elektrik santraliniz var ve yıllık 1400 MW üretiyor diyelim. Siz üretici olarak I-REC sistemine diyorsunuz ki, “Ben 1400 MW elektrik ürettim” 🙂 Tabi bunu belgeliyorsunuz. Sonra da I-REC size diyor ki, “tamam şimdi bana her ürettiğin MW için, X € para öde ve kredi satın al” 😀

Sonra Avrupa’lı şirketler Türkiye’den mal satın aldığı şirketlere çıkıyor ve diyor ki, “Bize mal satabilmeniz için, sizin I-REC sertifikasına sahip olmanız gerekiyor.” Yani Avrupalı şirketler, bunu Türk şirketlere zorunlu tutuyor. Fakat burada önemle vurgulamak isterim ki, I-REC Sertifikasının ne Türk kamu kurumları ile, ne de size elektriğin satışını yapan dağıtım şirketleri ile yakından uzaktan alakası yok. Adamlar oturmuş, sizin tükettiğiniz elektriğe Hollanda’dan komisyon almanın yolunu bulmuşlar. Ama bu gerçekten komik 🙂

Neyse, siz de ismini burada vermek istemediğim bir sistem üzerinden I-REC sertifikası alabilmek için başvuru yapıyorsunuz. Sonra o krediyi satın almış üretici şirketler üzerinden, sertifikayı satın alıyorsunuz. Bunu da satın alırken, doğal olarak, sistem “sertifika ihraç bedeli” isminde ne idüğü belli olmayan bir ücret ödüyorsunuz. Yani sertifikayı alan bir şirket, hem üreticinin ödediği mw başına kredi ücretini, hem sertifika ihraç bedelini hem de ilgili üreticiye küçük bir kâr ile beraber ödeme yaparak sertifikaya sahip oluyor.

Burada kazanan, Hollanda’lı bu sistemi kuran şirket ve aracıları oluyor.

Neyse, bu konu şahsen midemi bulandırdığı için çalıştığım şirketin Avrupalı bir müşterisine şu e-postayı gönderdim.

” Bizlerden talep ettiğiniz I-REC sertifikasının üreticisi bizimle aynı şehir/bölgede yer almamaktadır. Doğal olarak, o santralde üretilen elektrik, bizim tesisimizde tüketilebilmesi mümkün değilken, aldığımız sertifikaya dayanarak elektriğin “yenilenebilir enerji kaynaklarından tüketildiğine” nasıl emin olabiliyorsunuz?

Cevap yok!

Aradan bir hafta geçti. “Konuyu cevapsız bıraktığınız için, bu sertifikayı almaya bizler gerek duymuyoruz” dedik.

Gelen Cevap: Tamam

Demem o ki; mantığının sorgulanması gereken bir iş. Bu sertifika şahsi fikrim, tuvalet kağıdından da farkı yoktur. Yıllar yıllar önce AB Gençlik projelerinde ücretsiz olarak verilen “Youthpass” isimli belge, bence daha itibarlı ve kalitelidir.

Bir sonraki yazı da görüşmek üzere;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.