Ekonomik Durumlardan Ötürü Evlenememek

Herkese Selamlar;

Uzun zaman oldu bloglamayalı. Bu sefer evli bir birey olarak evlenmek isteyen gençlerimizin içerisinde bulunduğu ahvale ilişkin bir bloglama yapmak istedim.

Genel olarak bizim ülkemizdeki gençler ve insanlar, Sadrazamın sol cebinden düşecek kadar varlıklı olmadığı için evliliğe olan bakış açısı da gün geçtikçe daha zorlaşıyor ve zamanla maalesef birbirini seven insanlar dahi yollarını ayırmak zorunda kalıyor.

1980’lerde başlayan Liberal ekonomi sistemi bizim ülkemizi üretim toplumundan, maalesef tüketim toplumuna çevirdi bile. Liberal ekonomi ile yabancı markalar ürünlerini ülkemize soktu. Marka, PR, Reklamcılık aldı başını gitti, Tabi bu da özenme, daha fazla sahip olabilme duygusunu da beraberinde getirdi.

Ben bu duruma şuna benzetiyorum;

2. Dünya savaşı sonrası Marshall yardımı kapsamında ülkemize süt tozları gönderilmişti. Okullarda öğrencilere süt tozları sulandırılarak içirilirdi. Hatta öğretmenler kendi aralarında okula öğrencilerin içmesi için süt getiren öğretmenlere dahi “ Süt tozu varken sen süt mü getiriyorsun” diye yapmacık söylemlerde bulunurdu.

Bu özenme ve markalı ürünlere sahip olmayı istemek ve bunun için bir dünya borcun altında kalmayı kabullenmek gerçekten dünyanın en saçma şeyi.

Öncelikle şunu söyleyim;

Eğer bir erkek olarak, minimal şartlar altında ve marka ve çok detay harcama takıntılarına girmeyen, “yuvamız olsun mutluluğumuz olsun” diyen bir kız arkadaşınız var ise, uzatmayın konuyu. Gidin bir yüzük alın, önünde eğilin ve evlenme teklif edin. Bunda utanılacak birşey yok. Doğru olanı yaparsınız.

Eğer minimal şartları sağlayarak bir yuva kuracak güce sahip olduğunuza inanıyorsanız, beklemeyi gerektirecek hiç birşey yok. Beğendiğiniz bir TV’yi, bir beyaz eşyaya sahip olmak için maddi gücüm yerine gelsin diyorsanız, siz o güce sahip olacağınız ana kadar aslında yüzlerce defa o aletlerin model atlayacağını unutmayın.

Eğer işlerim yoluna girsin diye bekliyorsanız, o işlerin ne zaman yoluna gireceğine kimse garanti veremez, bence bunu beklemeye değmez.

Eğitim hayatı dışında ki beklemeler oldukça gereksiz. Ayrıca ekonomik koşulların bu denli belirsiz çelimsiz olması da sizin probleminiz değil, olamaz. Bu tamamen bizi yönetenleri bağlayan bir konudur.

Hayatımızdaki doğru insanı bulabilmek zaten zor zanaat. Doğru insan ile hayatınızı birleştirdikten sonra aynı çatı altında beraber birşeyleri başarıp, birşeylere sahip olmanın hazzını size burada yazarak anlatabilmemin zaten imkanı yok.

Yazması kolay gibi dursa da, evlenmek daha zor zanaat.

Böyle bir yazıyı şundan ötürü yazıyorum.

Çevremdeki arkadaşlarım işleri çok fazla yolunda olmadığına inanarak evlenmeyi ertelemeyi düşünüyorlar.

Ben olaya şöyle bakıyorum.

Sen ve kız arkadaşın (veya tam tersi) günlük hayatınızı idame edebilmek için bir barınma alanına sahip olmak zorunda değil misiniz?

Günlük gıda ihtiyacınızı her türlü sağlamıyor musunuz? Evet.

Giyim ve temel ihtiyaçlarınıza her türlü sahip olmuyor musunuz? Evet.

Geriye gerçekten minimal şartlar altında eşya satın almak kalıyor.

Biz Türk örf adet ve inançlarımızda zaten muazzam pahalı bir düğün diye bir mantık yoktur. En başta anlattığım liberal ekonominin saçma bir dayatmasından ibarettir.

Tabi bir de hiçbir zaman kim olduğu bilinmeyen ve çenesi durmayasıca bir “elalem” faktörü de söz konusudur.

Açıkça yazıyorum. Elalemi sallamayın. Ne olduğu belirsiz bir güruhtan bahsediyoruz. Dürüst olsalar zaten gelip yüzünüze konuşurlar…

Neyse… Kısacası sevgilerinizi metalara ve maddelere terk etmeyin. Sahip çıkmanın peşine düşün.

Bu da böyle bir blog olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.