Blog

Crack Windows Kullanmayın, %100 Yerli ve Ücretsiz Pardus’a Geçin!

Uzuun bir aradan sonra herkese Merhabalar;

Bu yazıyı 3 Mayıs Türkçülük gününe saklamıştım 🙂 

Kullandığımız cep telefonları, bilgisayarlar, tabletler, akıllı saatler, kulaklıklar, akıllı süpürgeler ve hepsi.. Hiçbirisi bize bu ürünler satılırken amaçları bize o ürüne satmak değildir. Arka plandaki en önemli amaç, bizim hayatımızın istatistiklerini alarak bize uygun pazarlama yapabilecekleri reklam gelirlerini kendilerine sağlamak ve ticari anlamda büyümektir. 

Windows, MACOS gibi yazılım işletim sistemleri de kapalı kutudurlar. Yani sizin müdahale etmenize izin vermezler, pahalıdırlar. Değiştiremezsiniz ve güncelleyemezsiniz. Microsoft hukukçuları sokakları tek tek dolaşıp, crack windows yakalamaya ve ceza kesmeye meyillidirler. Parayı ödersiniz ve yine verileriniz pazarlama malzemesi olur gider.

Yerli yazılım ürünleri geliştirilmesi konusunda çok destekçi birisiyim. “GOOGLE NEDEN ÜCRETSİZ ? VE TOPLADIĞI VERİLERİ NE KADARA SATIYOR?” başlıklı yazım 70 binden fazla kez okunmuş. Her defasında ve hemen hemen her yerde, verilerimizin pazarlama malzemesi olduğunu ve bunun önüne sadece yerli yazılımlar yapılarak geçileceğini de söyleyen birisiyim.

Daha Fazla Oku

Whatsapp’ı Neden Kaldırmalıyız..

Herkese Merhabalar;

Sabahtan beri o kadar çok dostumun mesajını cevapladım ki, dedim ki artık şunu tam bir yazıya dökeyim 🙂

ABD Devlet Başkanının twitter hesabının askıya alındığı bir sosyal mecralardan bahsediyoruz. 

Whatsapp herkesin bildiği gibi facebook tarafından satın alınan bir mobil uygulamadır. Bu mobil uygulama, facebook tarafından satın alındığı günden beri küçük küçük gizlilik koşulları ile facebook’un kendi reklam servislerinde kullanacağı şekilde rahatlıkla kullanabilmesi için zaten güncellemelerini yapmıştı..

Bu dijital sosyal dünya o kadar enteresan bir yer ki, Google, Facebook v.b. kim olduğu önemli değil.. Bizim verilerimizi ve telefon, bilgisayar ve dijital mecralarda ki davranışlarımızı sanal bir algoritma oluşturarak, bize geri satıyorlar ve devasa büyüklükte para kazanıyorlar. Tabi bunun karşılığında da bizlere ücretsiz bir paylaşım portalı veriyorlar.

Daha önce ki gizlilik koşulları değişimleri bu kadar etki etmemişken neden bu değişiklik bu kadar ses çıkardığını size anlatmaya çalışayım..

Güzel bir akşam yemeğinde fotoğrafımızı çekiliyoruz ve sosyal medyaya atıyoruz. Arkasından paylaşım esnasında hemen facebook bize -Arkadaşlarınızı etiketlemek ister misin?- diyerek karşımıza veriyi çıkarıyor ve arkadaşlarımızın yüzlerini tanıyarak onların da isimlerini karşımıza çıkarıyor..

Veya bir tabakta bir yeşil elmanın fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaştınız. Çıkıp kimse bizim o fotoğrafımızı bakmıyor.. Fotoğrafın üstünü okuyorlar ve yazılımsal karşılığına döküyorlar.. Sistem diyor ki –burada bir tabak var, yeşil elma var-.. Bu sefer bize yeşil elma satan manavların ve tabak satan şirketlerin reklamları karşımıza çıkıyor.

Zaten gezegen olarak zihnimizde bunu kabullenmiştik. Fakat bu sefer durum biraz daha farklı.. 

18 yaş altındaki çocukların dahi facebook sayfalarında sanal bahis sitelerinin reklamlarını yayınlayarak parayla gözünü bürümüş olan Zuckerberg isimli hergele, bu sefer de bizlerin Whatsapp üzerinde yaptığımız görsel, ses ve video gibi verileri de analiz ederek aynı duruma devam edecek.. 

Eğer bize bedava birşey sunuluyorsa o sunulan şey de hedef biziz.. 

Şimdi siz diyeceksiniz ki zaten bizim verilerimizi kullanıyorlar. De whatsapp’ta yeri geliyor çalıştığımız şirket evraklarımız olabiliyor, ailemizin özel fotoğrafları veya videoları olabiliyor veya özel hayatımızda olabiliyor. Bu kadar özel hayatımızın facebook’un elinde meze etmeye gerek var mı?

Peki şimdi ne olacak?

Herkes Telegram veya Signal veya Bip’e geçiyor.. Çok doğru hareket.. Nedeni şu. Bu mobil chat uygulamalarının facebook gibi kendilerine ait bir sosyal mecraları yok. Yani bizim verilerimizi kullanarak bize reklam döndürebileceği bir sosyal mecrası bugün için yok. Yarınları tabiki de bilemeyiz.

Benim asıl sinirimi bozan konu, whatsapp bu gizlilik koşullarını sadece (kendisine göre kabul ettiği) 3. dünya ülkelerine sundu. Yani ABD’ye veya Avrupa’ya sunmaya maçası yemedi. ABD veya AB’de müşteri kaybını göze alamayacağı için bu 3. dünya ülkeleri olarak kabul ettiği ülkelerin kanunsal boşluklarını kabul ederek bunu deniyor.

E müsaade edin de buna noluyo lan diyelim.. Hatta bu konuda BTK’yı da göreve davet ediyorum.. KVKK’nın en çok ayaklar altına alınmaya çalışıldığı günlerden geçiyoruz.

Hangi uygulamaları kullanmalıyız?

Her giriş yaptığımız uygulama onu zengin eder.. Bu bir gerçek..

Benim sizlere tavsiyem. Eğer çok fazla yabancılarla mesajlaşmıyorsanız, Bip işinizi fazlasıyla görecektir.

Yok çok fazla biz yabancılarla konuşuyoruz diyorsanız, Telegram veya Signal işinizi fazlasıyla görecektir. 

Ama şu handikapı unutmamak gerekir.. AB ve ABD hala whatsapp’ı kullanmaya devam edecektir. Olası bir veri kaybı yaşamamak için bu süreçte tüm verilerimizi whatsapp’tan silip en aza indirgeyecek şekilde kullanmaya devam edebiliriz. Zaten Zuckerberg’in de stratejisi tam olarak bu şekilde gitmekte olabilir.

Umuyorum ki, Whatsapp bu yaptığı vehamet hatadan geri dönecektir.

Son olarak –Google Neden Ücretsiz ? ve Topladığı Verileri Kaç Paraya Satıyor?– başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ediyorum.

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;

Mimari Yapılarda Aydınlatmanın Önemi…

Herkese Merhabalar;

Aydınlatmanın zannediyorum hayatımızda ki önemini sizlere bahsetmeye gerek yok. İnsanların ışığı kullanabilmek için yaptıkları kandillerde balina yağları yerlerini Rockefeller ailesini zengin eden petrole kadar uzanmıştır.

Size aydınlatmayı şöyle özetleyim..

IKEA’ya gidiyoruz ve rafta duran bir ürüne bayılıyoruz. Eve getiriyoruz sonra eve getirdiğimiz ürün, aynı raftaki havayı vermediğini farkediyoruz. Bu bir tesadüf değil, aksine aydınlatmanın biz de bıraktığı sihirli etkisidir. Bu etki sayesinde şirketler de satışını çok güzel yapmaktadır.

Yakın zaman içerisinde okuduğum bir akademik makale vardı. Makale bir mimarlık platformunda yayınlanmış ve “ışık kırılımlarının, mobilyaların nasıl ayrı bir ahenkte durabileceğine” dair enteresan bilgiler içeriyordu.

Buraya artı bir parantez ekleyelim.. “Işığın şiddetinin birimine “lüks” denir, 1 lüks, 1 mum ışığına eşitken, bir kaynaktan çıkan ışığın miktarına da “lümen” denir.”

Artık mimarlar hangi tip malzemenin üzerine kaç lümen ışık gelmeli de daha estetik ve şık durabilir gibi ince hesaplardalar.. Tabikide öyle olmalı..

O zamaaan.. bu yazımıza başlayalım 🙂

Aydınlatmanın Gelişmesi, Mimarlığın Kendisine Sağladığı En Büyük Katkılardan Biri Olabilir

Aydınlatma, biz insanların mimariyi deneyimleme ve anlama biçiminde hayati bir rol oynar. Binalar ve yapılar ister doğal ister yapay olarak aydınlatılmış olsun, aydınlatma çevremizdeki binalardaki güzelliği görmemizi ve takdir etmemizi sağlayan bir araçtır.

Aydınlatma, mimariye duygusal bir değer katabilir – mekanı işgal edenler için bir deneyim yaratmaya yardımcı olur. Aydınlatma olmadan mimari yapı bir anlam kazanamayabilir miydi?? Yine de aynı etkiye sahip olur muydu? Hayır, olmaz. İster gün ışığı ister yapay aydınlatma olsun, ışık bir mekanın dokularına, renklerine ve biçimlerine dikkat çekerek mimarinin gerçek amacına ulaşmasına yardımcı olur. Vizyon, mimariden zevk aldığımız tek ve en önemli anlamdır ve aydınlatma, mimariyi algılama şeklimizi daha da geliştirir.

Aydınlatma ve mimari arasında başarılı bir denge oluşturmak için mimari aydınlatmanın üç temel yönünü hatırlamak önemlidir: (1) estetik, (2) işlev ve (3) verimlilik. Estetik, tasarımcıların ve mimarların aydınlatma ve mimari dengesinin bina sakinleri üzerindeki duygusal etkisine odaklandıkları yerdir. Tasarımcılar, insanların bir alanda dolaşırken nasıl hissetmelerini istediklerini belirledikleri yerdir. Bu özellik özellikle perakende satış yerleri için önemlidir; Dış aydınlatma tüketiciyi içeri çekmeli ve ürünü göstermenin yanı sıra kapılardan geçerken iç aydınlatma onları şaşırtmalıdır.

İkinci yön, işlev, gözden kaçırılamaz. Aydınlatmanın belirli bir şekilde görünmesini istiyoruz, ancak aynı zamanda en önemli amacına hizmet ettiğinden emin olmalıyız – görmemize yardımcı olmak için. Alanlar aydınlatılmalıdır, böylece bina sakinleri bir odada veya tüm binada dolaşırken kendilerini güvende hissederler. Çevrelerindeki zemini ve duvarları görebilmeli, bu da bir güven duygusu oluşturmalıdır.

Son husus, günümüzün yeşil bina ve sürdürülebilirlik hareketleri çağında çok önemlidir. Nefes kesen bir aydınlatma düzeni oluşturmak bir şeydir, ama aynı zamanda inanılmaz derecede enerji verimliliği olan nefes kesici bir düzen oluşturmak başka bir şeydir. Bu, ışığın büyük bir kısmının hedefine ulaşmasını ve daha az israf edilen ışık olmasını sağlayarak yapılabilir. Boşa harcanan ışık miktarını azaltmak, binayı daha verimli hale getirecektir. Bunun yapılmasının kolay bir yolu, floresan aydınlatma yerine LED’ler kurmaktır. Teknoloji nedeniyle, LED’lerin yönlü doğası nedeniyle LED’lerde floresandan daha az israf yaptığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Dr. Sergio AltomonteMimar ve Doçent, Nottingham Üniversitesi Mimarlık ve Yapılı Çevre Bölümü

Binalar ve kentsel alanlar her şeyden önce sakinleri etrafında tasarlanmalıdır. Mimarinin fiziksel, fizyolojik ve psikolojik refahı tetikleyen önemi, günümüzde önemli bir ilgi konusu haline geliyor.

 

Richard Kelly (1910-1977): Modern Gün Aydınlatmasının Öncüsü

Mimari aydınlatma tasarımı konusunda uzun bir yol kat etti Richard Kelly, aydınlatmayı sadece bir alanı aydınlatmak için kullanmak yerine mimari bir unsur olarak kullanmaya başlayan aydınlatma öncülerinden biriydi. 1940’ların başında Yale Üniversitesi Mimarlık Okulu’nda eğitim aldı ve daha sonra 40 yıllık kariyerinde etkileyici bir 300’den fazla projeye imza attı. Teorileri ve öğretileri bir meslek olarak aydınlatma tasarımının çehresini değiştirdi ve sektördeki en etkili kişilerden biri olmaya devam edecek.

En tanınmış projelerinden bazıları şunlardır: The Glass House (1949), Seagram Building (1958), Yale University Art Gallery (1953), Dulles International Airport (1963), Kimbell Art Museum (1969) ve Yale Centre for British Art (1974).

Yale University Art Gallery (1953)

Image 1 of 5

Mimar ve Aydınlatma Tasarımcısı

Aydınlatma, görsel sanatların – en önemlisi – mimarinin o kadar büyük bir parçası ki, bugün yapabileceğimizin en iyisinin yarın yetersiz kalacağına eminim. İnsanların yaşamlarını iyileştirmek veya bir evi daha güzel hale getirmek için ışıklandırmada mantıksal olarak pek çok teknik tasarlayabilirim, ancak bu, daha yeni yazmaya başladığımız deneyim kaydına sahip oluncaya kadar teoridir.

 

“Mimarinin Ayrılmaz Bir Parçası Olarak Aydınlatma” (1952) başlıklı konferansında Kelly, bugün hala aydınlatma tasarımının kalbi olarak hareket eden üç “temel ışık türü” nü ele alıyor.

1. Odak parlaması – Günümüzde bu tür ışıklara görev aydınlatması adı verilmektedir. Görmeyi kolaylaştırırken önemli unsurlara dikkat çeker ve alanlara dikkat çeker.

“… Yönerge, daha parlak bir merkez yaratır; bize neye bakmamız gerektiğini söyler, organize eder, önemli unsuru işaretler. ” – Richard Kelly odak parıltısı üzerine.

2. Ortam ışığı – Bu aynı zamanda genel aydınlatma veya ortam aydınlatması olarak da bilinir. Tüm alanı aydınlatan arka plan aydınlatmasıdır. Düzgün ve tek tip olmalı, gölge bırakmamalı ve alandaki insanları güvende hissettirmelidir.

“Bu [ortam ışıltısı] formu ve hacmi en aza indiriyor. Her şeyin ve insanın önemini en aza indirir. Uzay özgürlüğü önerebilir ve sonsuzluğu önerebilir. ” Richard Kelly, ortam ışıltısı hakkında.

3. Parlaklıkların Oyunu – Vurgu aydınlatması olarak da bilinen bu katman, dinamik ve renkli olabilir ve insanları ve duyguları harekete geçirmeyi amaçlar.

“… optik görüntü açıları sinirleri harekete geçirir ve karşılığında bedeni ve ruhu harekete geçirir, iştahı canlandırır, merak uyandırır, zekayı keskinleştirir.” – Richard Kelly, 

Aydınlatmaya ilişkin teorik ifadesini tartıştıktan sonra, “belirli etkilerin düzenli olarak ortaya çıkmasıyla ona [ışık] atfedilen belirli niteliklere” giriyor, Birinci nitelik yoğunluk veya “bir yüzeye doğru hareket eden toplam ışık akısı miktarı” dır. Yüzeye gelen ışık genellikle ayak mumları veya lüks olarak ölçülür. İkincisi, “bir yüzeyden veya alandan yansıyan veya yayılan birim alan başına ışık miktarı” olan parlaklıktır.

Üçüncü kalite difüzyondur. Difüzyon, ışığın bir yüzeyden yansımasıdır, öyle ki bir gelen ışının tek bir açıdan değil, birçok açıdan yansıtılması ve üniform bir ışık yayılmasıdır. Kelly, bu kaliteyi “en iyi, tamamen bulutlu bir günde açık beyaz kumlu bir plajla gösterilen” olarak tanımlıyor. Büyük bir ışık kaynağı herhangi bir gölge oluşturmamalıdır ve küçük bir ışık kaynağı keskin gölgeler üreteceğini savunmaktadır.

Dördüncü niteliği, görünür spektrumdaki tek bir dalga boyundaki ışığın veya dar bir dalga boyu bandının (monokromatik ışık) uyandırdığı renk olan spektral renktir. Beşinci ve altıncı yön ve harekettir. Yön, göz seviyesine göre ışığın yönünü ifade eder, çünkü hareket “ışığın gerçek ve ima edilen hareketi” anlamına gelir. Aydınlatmanın yönünü incelerken yapılan araştırmalar, ışık kaynaklarının yerleştirilmesinin insanlara farklı şekillerde hissettirebileceğini göstermiştir. Kelly, göz seviyesinin üzerine yerleştirilen aydınlatmanın “resmi bir atmosfer” yaratmak için bir kısıtlama hissi yaratabileceğini anlatıyor. Ancak göz seviyesinin altına yerleştirilen aydınlatma, gayri resmi bir atmosfer yaratarak “bireysel insan önemi” hissi yaratabilir.

 

Işık ve Mimari Birlikte Nasıl Çalışır?

Işık ve mimarinin birbirini nasıl etkilediğine girmeden önce, ana bina kategorilerini ve her birinin aydınlatma ile neyi başarmaya çalıştığını bilmek önemlidir. İlk grup (kamu binaları) spor sahaları, kütüphaneler, hastaneler vb’dir. Bu tür binalar daha çok görevler ve diğer etkinlik türleri için doğru miktarda ışık sağlamakla ilgilidir. Futbol gibi spor etkinlikleri, sahadaki oyuncuların görebilmesi ve böylece seyircilerin sahayı görebilmesi için doğru miktarda ışık gerektirir. Seyircilerin koltuklarına gidip gelip arenanın / stadyumun geri kalanında gezinmesi için de önemlidir. Kütüphaneler ve hastanelerle aynı kavrama sahiptir. Kütüphanelerde, raflarda kitap okumak, yazmak ve bulmak için kütüphane sakinlerinin abartı olmayan uygun ışık seviyelerine sahip olması gerekirken, hastanelerin doktorların ve hemşirelerin işlerini başarılı bir şekilde yapmaları için yüksek ışık seviyelerine ihtiyacı vardır.

İkinci grup (resmi binalar), ağırlıklı olarak depolar ve ofis binalarından oluşmaktadır. Aydınlatma ile ilgili bir numaralı endişeleri verimliliktir. Bu mülklerin yüksek enerji tüketimiyle, aydınlatmaya ve tükettiği elektriğe bir servet harcamayı göze alamazlar. Yükselen yeşil bina trendleriyle birlikte, enerji açısından verimli ve sürdürülebilir aydınlatmaya sahip olmak önemlidir.

Üçüncü ve son grup (özel binalar) müzeler, tiyatrolar v.b. tarzdaki binalardır. Bu binalar büyük ölçüde atmosfere ve sağlayabilecekleri deneyimlere dayanır. Mimari mekanların ve elemanların görünümünü iyileştirmekle ilgilenirler. İnsanlar bir oyun veya müzikal izlemek için tiyatroya gittiklerinde, gösteri başlamadan önce bir deneyim bekliyorlar. Onları lobide karşılayan güzel bir avize, koridoru koltuklarına kadar aydınlatan lüks duvar aplikleri ve heykelleri, sütunları ve diğer mimari özellikleri vurgulamak için aydınlatılacak sahnenin etrafındaki alanı görmek isterler.

Aydınlatmanın Mekânsal Sınırları

Mimari unsurları geliştirmek ve duyguları uyandırmak için, mekansal sınırları ve bunların nasıl düzgün bir şekilde aydınlatılacağını anlamak önemlidir. Örneğin dikey sınırları geliştirmek için ışık duvar yüzeylerine yönlendirilmelidir. Farklı bir dokuya sahip bir duvar varsa veya sadece bina sakinlerinin diğerlerinden daha fazla fark etmesi gereken bir duvar varsa, duvar yıkama harika bir araçtır (Görsel A). Dikkatleri duvara çekecek ve bütün bir odanın bir parçası yerine kendi mimari öğesi gibi görünmesini sağlayacaktır. Bu, perakende satış noktalarında duvar ekranlarına daha fazla dikkat çekmek için kullanılabilir.

Zemin ve tavan aydınlatılarak yatay sınırlar vurgulanabilir. Zemini aydınlatarak nesneler ve yaya yüzeyleri aydınlatılır. Bu, özellikle sinema salonları ve gece kulüpleri gibi karanlık alanlarda önemlidir. Ortam ve vurgu ışık seviyeleri o kadar düşüktür ki zemine yeterince ışık ulaşmaz ve bu nedenle zeminin aydınlatılması gerekir (Görsel B). Düzgün bir şekilde yürütüldüğünde, bu görev ve vurgu aydınlatması görevi görebilir. Odaya ışık yayılması gerekiyorsa, tavanı aydınlatmak başarılı bir strateji olabilir. Tüm oda boyunca tekdüze bir ışık oluşturmaya yardımcı olur ve nesneler üzerinde doğrudan ışık kullanılmadan uygun ışık seviyeleri sağlar.

Dikey ve yatay sınırlar aydınlatıldıktan sonra mimari unsurları aydınlatmayı unutmamak önemlidir. Aydınlatma direkleri, kemerler, dokular vb. Dikkati bir odadan bir bütün olarak uzaklaştırabilir ve gözü ışıklı mimari unsurlara odaklanmaya zorlayabilir (Görsel C). Renklerle ve mimari unsurlarla dolu bir odada, belirli alanları öne çıkarmak bazen zordur. Işık, bu unsurları daha belirgin hale getirerek bu soruna yardımcı olabilir. Bu taktik, iç ve dış aydınlatma uygulamaları için kullanılabilir.

Görsel - A

Image 1 of 3

Ortak Mimari Öğeler

Mimarlar, ışığın bir binaya girme şeklini ve yapay ışığın iç mimariyle etkileşim şeklini değiştirmek için birçok farklı malzeme türü kullanırlar. En yaygın yapısal malzemelerden biri camdır. İster tamamen şeffaf, ister yarı saydam cam malzemeler kullanıyor olsunlar, camın binalar üzerinde birçok farklı etkisi olabilir. Güneş gökyüzünde farklı noktalara ulaştıkça doğal renkler gün boyunca değişebilir, bu da bir binaya giren ışığın renklerini değiştirebilir. Bir binanın öğle vakti görünümü, güneş doğarken veya batarken aynı binadan tamamen farklı görünebilirler.

Cam kullanımının harika bir örneği Santiago, Şili’de bulunan Güney Amerika Bahai Evi’dir. Bu bina sadece camın ve ışığın görsel etkisini kullanmakla kalmadı, aynı zamanda 2017 Mimari Aydınlatma Dergisi’nin (AL) Üstün Başarı, Tüm Bina Tasarım Ödülü’nü kazandı. Binanın arkasındaki konsept bir “ışık çiçeği” idi ve dokuz dökme cam yapraktan oluşuyor. Yapraklar arasındaki boşluklar şeffaf camdan yapılmıştır ve çatı penceresi görevi görür. Yaprakların içi, gün boyunca yeterince ışık alması için yarı saydam beyaz mermerle kaplanmıştır. Geceleri, yaprakların içine yerleştirilen yapay ışıklar yanarak yapıyı dönüştürür.

 Kaynak: https://newglassnow.cmog.org

 

Yansıtıcı yüzeylerin kullanımı da bir alanı dönüştürebilir. Işık, yansıtıcı zeminler, tavanlar ve duvarlarla etkileşime girdiğinde, kendisi bir mimari unsur olarak algılanabilir. Zemine kadar devam eden duvarlardaki aydınlatma, kısa bir koridorda veya küçük bir odada boyut yaratabilir ve bir odaya fütüristik bir his katabilir.

Kaynak: www.archlighting.com

 

Yukarıda belirtildiği gibi, doğal ışık, mimariyi dönüştürebilen güçlü bir araç olabilir. Gün ışığı kullanımına harika bir örnek, Baylor Üniversitesi Paul L. Foster İş ve İnovasyon Kampüsüdür. Binanın ana alanı tüm tavanı kaplayan tavan pencereleri ile aydınlatılmıştır. Bu binanın amacı, günün çeşitli zamanlarında istenmeyen ışığı azaltırken olabildiğince fazla doğal ışık sağlamaktı. Bu amaca ulaşmak için, çatı pencereleri gün boyunca güneşin farklı açılarına göre uyarlanacak farklı açılar içerir. Bu, rahatsızlığa neden olabilecek doğrudan ışığı azaltmaya yardımcı olur. Binanın daha yüksek seviyeleri, ışığın ulaşmasına izin vermek için alt katları açığa çıkararak hafifçe geriye çekildi. Işığın bir kattan diğerine geçmesine yardımcı olmak için cam merdivenler de vardır. Bu verimli ve yaratıcı bina tasarımı, Gün Işığının En İyi Kullanımı için 2017 AL Tasarım Ödülü’nü aldı.

Kaynak: https://www.architectmagazine.com/

 

Mimari aydınlatma, mimarinin kendisi kadar önemlidir. Farklı aydınlatma türlerine sahip farklı malzemeler, renkler ve dokular kullanmak, insanların hissettiklerini ve bir alanı nasıl deneyimlediklerini etkileyebilir. İster doğal ister yapay ışık olsun, mimariyi takdir etmemizi ve aydınlatma olmadan görmediğimiz yönleri fark etmemizi sağlar. Bir dahaki sefere bir müzede, ofis binasında, kütüphanede, spor sahasında vb. Bulunduğunuzda, aydınlatmayı ve mimariye nasıl bir değer kattığını ve etkileşime girdiğini gözlemlemek için bir dakikanızı ayırın 🙂

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;

Shop with Cryptocurrency

Hi Everybody!

Quickly shopping with cryptocurrency in the developing world and renewed what to do? “Shopping with cryptocurrency are you done?” questions in your mind like dug up? New in the history of humanity it is seen as a turning point, and already in our lives that takes place in the digital world new cryptocurrency for Money Shop Now it’s quite easy!

       Money redefining crypto coins eliminate agents by removing the doors to a new world open to you! This eliminates the central authority thanks to the system of the world is preparing for a new era. The foundation in the field of technology in terms of security and Blockchain This new generation of technology that uses the science of cryptology currency safe shopping on the open roads continues to offer opportunities.

        Technology as the day goes by and that contributed to our lives name more talked-about crypto coins now a sine qua non also for shopping! Quickly we were growing along with the technology the opportunity to shop online places crypto can no longer offer us the sites that get the money, credit lifting rack card crypto coins thanks to your passion for shopping to a whole new level you can move!

        Close will have a big place in our lives in the future this currency is now quite needed we heard the shopping site drafted. One of these sites, which is “Buy With Crypto” you to quickly and easily exchange to crypto money as well as reach your needs offers the possibility!

         Quite a network with a wide product buys with Crypto with women’s and men’s clothing products from each other review products in different styles, combiner complimentary bags, and accessories you’ll find! It’s not only clothing; home decoration, office materials, sports gear, automobile parts reach up with buy products with crypto it is possible. The website “Contact Us” you can access detailed information from the section. The new generation of sine qua shopping with crypto coins has all the products you want on our site you can be it!

        Come on, now crypto money and shop with you guys gradually fold your passion. New-generation shopping address buywithcrypto.net with a safe and enjoyable shopping we wish!

        You can start to make shop via www.buywithcrypto.net 

Pandemi Dönemi Issız Gezi Rotası: Burgaz – Nesebar – Süzebolu

Herkese Merhabalar;

Bugün sizlere farklı bir yazı yazmak istedim. 

2 haftadan uzun bir süre önce kendi aracımla, Kırklareli sınır kapısını aşarak, küçük bir Bulgaristan kaçamağı yaptım. Bu kaçamağı yaparken özellikle deniz kenarı bölgeleri seçmek istedim fakat bu seyahatimde Bulgaristan’dan Haberler isimli facebook sayfasında ki dostlardan fazlasıyla yardım aldım. Kendilerine, kendi blog sayfam aracılığıyla da teşekkür ediyorum.

Bir kaç cümle ile hatırlatma yapalım..

  • Bulgaristan’da pandemi ya da koronavirüsüne karşı bir inanç söz konusu olmadığı için, hemen hemen herkeste maske takma alışkanlığı yok diyebilirim.
  • Kırcaali’li bir restoran sahibi şöyle demişti.. “Bulgaristan devlet başkanları bir açıklamasında nüfusun fazla olması ve emekli maaşlarının yüksek olması sebebiyle koronavirüsüne özellikle bir önlem alınmayacağını” belirtmiş.  Şaka ama gerçek…
  • Siz maske takarak sokaklarda dolaştığınızda insanlar çıkıp “bunlar ne yapıyor böyle” der gibi bakıyor. Koronavirüs tedbirlerini aklından çıkarmamanız kafidir. 
  • Ben bu seyahatimde hiçbir şekilde toplu ulaşım v.b. aracı kullanmadım. İstanbul, Kırklareli üzerinden Dereköy sınırkapısını kendi aracımla geçerek Burgas’a vardım. 
  • Koronavirüs  Bulgaristan’da yok diye bir algı oluşmasın.. Ama özellikle Ülkemizin Trakya bölgesinde ve Bulgaristan’da ki yoğunluk, İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara gibi şehirlere göre çok çok çok daha az.. Her ne şart altında olursak olalım, tedbir tedbir tedbir…
  • Amacımız sadece “yeni yerler görmekti”.. Ötesi değil.. Bundan ötürü, topluluk içerisinde bulunmadık, kalabalık yerlerde yemek yemedik, “iyi” olduğuna inandığımız bir hotelde konakladık ve hoteli temizlik puanlarına göre seçim yaptık. 
  • Biz bu seyahati yaptığımız dönem de Bursa’da koronavirüs vakaları oldukça yüksekti. Tam o dönemde eşimi alarak bu seyahati gerçekleştirdim.
  • Bulgaristan 2020 Eylül itibariyle test istemeyen ülkelerden biridir. Genel anlamda Avrupa ülkelerine baktığımız da enteresan bir şekilde koronavirüs tedbirlerini tam uygulamamaktadır. Ben bu durumu ekonomiye bağlıyorum. Fakat içerisinde bulunduğumuz mevsimler de, genellikle insanlar “turistik” amaçlı seyahat etmekten kaçındığı için bize de sokakları boş şehirler de yürüyerek gezmenin keyfi kaldı.

 

Daha Fazla Oku

Scam Hyip Websites List 2020

Hi Everybody;

I am writing in English again on my blog, which I constantly write in Turkish.

Scam sites are increasing day by day and do not seem to end. Because making these websites is quite cheap and anyone can do it.

Be wary of sites that say they make a high level of profit in a short time.

If you encounter a scam website, please send an e-mail to [email protected] I can both review the site for you and add my blog.

Okay.. Let’s Start… 

Daha Fazla Oku

Google, Azerbaycan’a Haksızlık Yapıyor!

Herkese Merhabalar;

Özellikle, can kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın içerisinde geçtiği bu dönemde bu yazıyı kaleme almak istedim.

Google Maps sizin de bildiğiniz gibi dünyanın en büyük ve Google’ın alt bir şirketi olarak hareket eden harita platformudur. Bu platform içerisinde, ülkelerin şehirlerinin isimleri, o ülkenin diliyle ve ve o esnada google maps’e bağlanan kişinin diliyle gösterilir. Örneğin bir kişi Türkçe’de İskeçe yazdığında Google’a, karşınıza çıkacak sonuç Türkçe İskeçe kelimesi ve Yunanca’da ki ismidir. Gidip bu isim farklı bir dil de size gözükmeyecektir.

Burada, Dağlık Karabağ bölgesinin tamamı Google’da Ermenice gözükmektedir. Evet önemsiz bir durum gibi bir kesim tarafından görülebilir fakat hiç te önemli değil, Şehirlerin verilerinin doğruluğu Wikipedia gibi kişiler tarafından değil, doğrudan Google Merkezli bir ofis tarafından yapılmaktadır.

Aşağıdaki görsele dikkatle bakmanızı rica ediyorum..

Görselde, Terter bölgesi kendi adıyla yazılırken, Maghadis bölgesi Ermenice de yazmaktadır. Burasının Ermenistan toprağıymış gibi veri girişi yapan bir google harita moderatörleriyle karşı karşıyayız.

 

Bayrak Azerbaycan bayrağı, ama isim Ermenice.. 

 

 

Peki Ne Yapılabilir?

Google Maps Community forum sayfasında çokluk sağlanarak başvuru yapılabilir ve değiştirilmesi istenebilir.  Buraya tıkladıktan sonra açıklamalarınızı da yazarak değiştirilmesini talep edebiliriz.

Konu ile alakalı olarak biraz baskılamamız gerekebilir. Ben bu konuda tüm Türk kardeşlerimi, bu çalışmayı yapmaya davet ediyorum.

 

Bir Sonraki Yazı da Görüşmek Dileğiyle;

Google Haritalar Dolandırıcılığı

Herkese Merhabalar;

Aslında çok bilinen bir hikayeyi bugün yazı ortamına bende taşımak istedim ki.. Google haritalar dolandırıcılığı ciddi birşekilde benim yakınımdaki insanlara kadar ulaştılar. Hatta sınırlarını aşıp, benim numaramı dahil bularak beni de aramaya başardılar ve ağızlarının payını öyle bir aldılar ki “sizi aramalar da engelliyoruz Ali bey” diyerek kapadılar.

Gün geçmiyor ki gözünün yağını yediğim memleketimde yeni bir dolandırıcı düzenbaz şerefsiz namussuz türemesin. Artık böyle kelimeleri bariz açık açık yazmaya karar verdim, belki olur da bozuk gururlarına hitap etmeyi başarırız.

Öncelikle konuya gelelim..

Google, “Skill Shop” isimli yayınladığı programlar sayesinde, sahip olduğu çeşitli servisleri ile alakalı eğitimler verir ve sınavlar yapar. Bu sınavlarda başarılı olan adaylar ise google’ın sahip olduğu servislerine, sınavını kazandığı kategorisine göre çeşitli sistemler haklar tanınır.

Bunun en çok bilineni de Reklam servisidir… 

Google Adwords ismini verdiğimiz bu sistem içerisinde sınavı başarılı ile geçmiş kullanıcılar farklı potansiyel müşterilerinin de hesaplarını yönetebilmeye sahip olurlar. 

Fakat bu dolandırıcıların hikayesi tamamen başka.. İzmir’li bir şirket, yakın bir arkadaşımı arayarak, “Google’ın artık doğrulama kodunu postayla göndermeyeceğini, belirli uzmanlık verdiği şirketler üzerinden noter aracılığı kodu 2021 tarihi itibariyle göndereceğine” dair yalanlar uydurulmuş.

Lan oğlum, koca Google neden Türkiye noterleri üzerinden yazı göndersin.. Tabi bu uydurma diye bahsettikleri işlem için 350 TL’de kapıda ödemeli ücret istiyorlar. Kapıya da bir sözleşme geliyor. Sözleşmenin maddelerini gülerek okudum. 

İlgili şirketin bilgilerini gizleyerek, gönderdiği sözleşmenin ilk sayfasına ait görüntü aşağıdaki gibidir.

 

 

Bu sözleşme bir avukatın elinden mi çıktı emin olamadım. Çünkü sözleşmenin daha çok internet üzerindeki şirketlerin kendi internet sitelerinde yayınladıkları sipariş sözleşmelerinin biraz değiştirilmiş versiyonu gibi duruyor. Diğer yandan arama yapılırken “Google Maps üzerinde sizin daha fazla fotoğrafını ekleyeceğiz ve görünürlülüğünü arttıracağız” tatavası dönse de, buna benzer bir ibare sözleşmenin hiçbir yerinde yok ama arama yapılırken de biz “Google Premium Vip Partner” falan filan da arıyoruz diye telefonlar açılıyor.

 

Çok değil, 3 gün önce de bir bayan aradı beni ama takır takır konuşuyor.. Sahibinden.com’da ki ilanlarım üzerinden ulaşmış bana… Tabi orada ki ilanlara bakıyor ve benim bir firma olmadığımı görünce de sizin ilanlarınızın yaygınlaştırmak için google’da heryerde çalışma yapalım dedi..

Kadına 3 defa sordum, hangi şehirden arıyorsunuz diyorum.. Biz “Google Vip Reklamcılık” biriminden arıyoruz diyor. 😀 Her yeriniz VIP olsa ne olur sizin? 

Kadın 4. sormam da “Afyon’dan” aradığını söyledi. Dedim ki, “Google Adwords sertifika kodunuzu öğrenebilir miyim?” hop telefon yüzüme kapandı..

Değerli dostlar;

Bu gibi şirketler her gün yüzlerce insanı dolandırıyorlar. Telefon da google haritalar diyorlar, sözleşmeler de google arama ağı reklamlarını kullanıyorlar. Arkasından iş farklı boyutlara çıkıyor. 

Ben nacizane bir arkadaş tavsiyesi olarak burada bu yazıyı bulundurayım dedim.

Hadi bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;

Şehir Hayatı mı? Köy Hayatı mı?

Herkese Merhabalar;

Blog sayfama işlerim nedeniyle biraz ara vermiştim. Fakat İç Anadolu’nun en büyük 3. şehri Kayseri’den bu yazıyı yazmakta güzel oldu.

Önce kısa bir özetle başlayalım…

Ailemin, yıllar önce Balkanlar’dan buralara göç etmesinin akabinde, doğma büyüme Bursa’da ve bir şehir hayatı ile iç içe yaşamış bir birey olarak bugüne kadar geldim. Şehir hayatının, pek tabikide eğitim, sağlık, iş ve sosyal hayat gibi nedenlerini saymakla da bitiremeyiz.

Yada bitirebiliriz..

İşim nedeniyle, Türkiye’nin bir çok şehrini görme şansım oluyor. Bu işlerimin de bir çoğu köyler de oluyor. Tabi köylere gide gele, güzel bir çevre edinme şansım da oluyor. Bu şansımı da yeni bilgilerle kendimi geliştirerek kişisel gelişimime katkı sağlamaya çalışıyorum…

Yakın zamanlar da Balıkesir’in bir köyünde işlerimi yaparken, camiden okunan bir selâ dikkatimi çekti.. Yanımda ki çocuklara sordum, kimdir vefat eden diye.. “İsmail Amca” dediler.. İsmail amcayı biliyorum.. 2 hafta öncesine kadar gördüğümde tarlasında çalışıyordu ve dipçik gibiydi. Neyse, sonuçta insanlarla içli dışlı oluyoruz diyerek cenaze namazına eşlik ettim. Namaz sonrasında, evine ziyaret ettiğimde de yaşını sordum.. Ben o saniyeye kadar İsmail Amca diye hitap ettiğim kişinin yaşı olsa olsa, 70 olur derdim.. Fakat İsmail Amca hayata gözlerini 102 yaşında yummuş. Tekrar ediyorum, 102 yaşında.. İnanamadım..

Diğerine geçelim..

Bugün, Sivas’ın Şarkışla ilçesinin bir köyüne gittim. Duran isimli bir ağabeyle herhalde 2-3 saat sohbet etmişimdir. Duran abi öyle boş bir adam değil, yaşı 60 ama köy hayatıyla kalmamış kendini efsane geliştirmiş. Avrupa’nın bir çok ülkesini de gezmiş. Bütün çocuklarına şehir de çalışıyor diye kızgın.. Kızgın ama ne kızgın.. İnanamazsınız…

Nedenini sordum..

“Bir oğlum mühendis, 5500 TL maaş alıyor. Bir kızım doktor olmak üzere, 6000 TL maaş alıyor. Bir oğlum uzman çavuş, 5000 TL civarında maaş alıyor. Ben ise, tek başıma köyde hayvancılık yaparak, her ay onlardan fazla para kazanıyorum… Bunu geçtim, benim çocuklarım köye ne zaman arkadaşlarıyla gelseler, onların şanı yürüsün diye koca bir tosun keserim. Kestiğim tosun da bana maddi olarak dokunmaz.. Ama ben ne zaman hanımla beraber, çocuklarımı ziyarete gitsem, neredeyse evlerinde yatacak yer veremeyecekler” dedi..

Devam ediyorum..

Bir gün Tekirdağ’ın köylerinden bir tanesindeyim. Bir Muhsin amcamız vardı.. Çocuğunu evlendirecek ama o kadar sinirli ki, anlam veremedim.. Neden sinirli olduğunu sordum, söylediklerini birebir yazıyorum…

” Köyde ki kızlar artık köy hayatını istemiyorlar, ya şehirde yaşayacaklar, ya şehirde yaşayacaklar.. B**k mu var bu şehirde, herkes şehir hayatına özenirken çiftçilik yapacak, hayvancılık yapacak insan kalmadı köylerde… Bu genç kızlardaki saltanat merakı, ortalığı mahvetti. Kız babaları da konuya müdahil oldular. Çıkıp, şehir de yaşamayacaksalar ben kızımı vermem diye utanmadan söylüyorlar. Şehire gidince ne oluyor? Tahsilleri yoksa amele oluyorlar. Tahsilleri varsa 3-5 bin lira kazanınca seviniyorlar.. Köyde hayatlarını düzene soksalar, hem daha çok kazanacaklar hem de daha huzurlu olacaklar” dedi.

Sadece zihnimde canlı kalan ve basit 3 örneği yazdım.. Bir tane köy de ise, bir yine bir köyü ağabeyim, Almanya’da çalışan Makina Mühendisi oğlundan daha fazla parayı çiftçilik yaparak kazandığını söylemişti…

Güler misin, Ağlar mısın…

Şehir hayatını yazmaya gerek var mı bilemedim.. Herhalde yok, insanlar 60’ı görünce “iyi yaşamış” der olduk. Batının özenti hayatını özenmek bizi mahvettiğini, ancak medeniyete dayalı değerlerimizin yok olmasının akabinde ortaya çıkacak soysuz insanlar ve tavırların daha da çoğalmasıyla anlayacağız.. “Eskiden böyle birşey yoktu” diyerek yalandan kendimizi avutacağız.. Aynı bugünlerde de olduğu gibi…

40’tan fazla ülke gezmiş birisi olarak söylüyorum.. Batı hayatına özenerek yaşamayı seviyorsanız, önce bir Fas, Cezayir, Tunus’a gidin ve ne halde olduklarını görün.. Oranın ahır gibi yaşantısı, Batı’nın eseridir. Dünya’nın en zengin ülkesi Mali’ydi. Hatta zamanında Mali Kralı Mansa Musa, hacca gittiği zaman, 150 deve altın götürüp fakirlere dağıtılmasını istermiş. Rockefeller falan hikaye yani. Bugün Mali’de ki insanlar çöpten yemek bulduğu zaman çok seviniyorlar.. 

Konuya dönersek; köydeki stressiz ortam, temiz hava, sağlıklı yaşamı şehirde bulmak çok zor.. Genç kardeşlerim için söylüyorum.. Bütçeniz dahilinde, kendinize küçükte olsa bir arazi baksanız iyi olur derim.. Zannediyorum bir gün hepimizin dönüşü köye olacak gibi duruyor..

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle;

Is Bluemagic.cloud Scam? Yes.. Totally Scam..

Hello everyone;

I will not write you long today. I’m going to talk about another scam website.

Bluemagic claims that they were also established in Canada. But their location is unclear. They have a non-transparent portal. An automatic counter system has been added and the numbers are turning.

When the day of payment arrives, you will only see the text “Payment Pending”.

As I said, there is no need to write long.

bluemagic.cloud is a scam website. Do not invest,

Hope to see you in the next article;