Merhabalar;

Arzu ederseniz, bu yazıyı okumadan doğrudan dinleyebilirsiniz.

——————————————–

Herkese Merhabalar;

Yazmayalı uzun zaman oldu. 🙂

Beni blog sayfamdan tanıyan değerli dostlara kendim ile alakalı küçük bir haber vereyim 🙂 Alp isminde bir oğlum oldu ve bayram süresince günümün neredeyse tamamıda onunla geçiyor. Kendisi de yakında burada yazılar yazmaya başlayacaktır 🙂

Özellikle Kuzey Avrupa’da ki genç kardeşlerim için bu yazı özellikle geliyor 🙂

Yazacağım bu makale de, Apple’ın sadece IOS işletim sistemini eleştirmekteyim. Mac OS veya iPad OS için ayrıca bir değerlendirme yapacağım..

Öyleyse başlayalım 🙂

 

Fotoğraf Temsilidir.

APPLE YAZILIMCILARI KÜÇÜMSÜYOR!

Hızlı büyüyen şirketler de her zaman bir güç zehirlenmesi olur. Dünya’nın en değerli şirketinin kademe kademe erime senaryosunun arka planını Amerika’da ki arkadaşlarımdan da aldığım bilgilere dayanarak, anlatacağım.

Apple, Android tabanlı işletim sistemlerinin tamamının aslında en büyük kaynakları uygulama geliştiricilerdir. Yani uygulama geliştiriciler var ise, bu şirketler varlar. Yoksa bu şirketler de yavaş yavaş erirler.

Steve Jobs amca, iPhone tanıtımlarının lansmanlarını yaparken her zaman mobil uygulama geliştiricilerini hedef alacak ve teşvik edecek şekilde konuşmalarını yapardı. Örneğin; “Eğer bir mobil uygulama yayınlayacak iseniz, ve bunu ücretsiz olarak sunuyor iseniz, biz de sizden bir ödeme talep etmiyoruz” derdi. 

Bende ücretsiz mobil uygulamalar geliştiren bir kişi olarak, ücretsiz mobil uygulamalar içerisine konulan reklamların her zaman daha maddi anlamda geliştiricilere imkan sağlayacağına inandığım için, Steve Jobs’un bu jesti o dönem de gerçekten sevindirici bir hal almıştı.

Peki sonra?

Apple önce geliştiricilere karşı, katı politikalar uygulamaya başladı ki tamamen saçmalıktı. Oysa ki, yazılımsal manâ da “Xcode” isminde bir yazılım programı ile uygulamalar geliştirmekteyiz. Geliştirilen uygulama da bir yazılımsal hata var ise, zaten program bizi engelliyor uygulama paketini Apple’a göndermemize izin vermiyor.

Fakat Apple artık fantazi peşine düştü. Nasıl mı?

Apple’ın kendisine ait bir uygulama değerlendirme ekibi vardır. Bu ekip, uygulamayı kendi politikalarına göre uygun mu değil mi diye bakar ve onay verir. Eğer bir sıkıntı yok ise, yayına alır. Fakat genelde sıkıntı tam olarak bu uygulamayı değerlendirenler ve politikalarından çıktığını söyleyebilirim.

Bir çok proje duydum ki, 100.000 dolar başlangıç sermayesi ile başlayıp, Apple’ın uygulama değerlendirme ekibi tarafından onay alamadığı için battı. Bu konu ile alakalı biraz yabancı forum kaynaklarını araştırır iseniz, Apple’ın uygulama geliştiricileri tarafından yediği küfürleri görebilirsiniz.

Konuya dönelim;

Apple (kendince) sadece üst düzey uygulamaları kabul etmenin peşine düştü. Yani bir startup’sanız, uygulamayı yayınlamanız 15 gün ile 6 ay arasında bile sürebilir. Sonunda red dahi alabilirsiniz.

Kendilerine göre uydurdukları “Uygulama Değerlendirme Kılavuzu” içerisinde tamamen ucu açık bilgiler ile değerlendirmeye almaktadırlar.  Bu değerlendirme de yazılımsal olarak değil, kişiler tarafından yapılmaktadır.

Ucu açık maddelerden bir tanesi;

 

4.2 Madde: Minimum İşlevsellik:

Uygulamanız, onu yeniden paketlenmiş bir web sitesinin ötesine taşıyan özellikler, içerik ve kullanıcı arayüzü içermelidir. Uygulamanız özellikle kullanışlı, benzersiz veya “uygulama benzeri” değilse, App Store’a ait değildir. Uygulamanız bir tür kalıcı eğlence değeri veya yeterli fayda sağlamıyorsa, kabul edilmeyebilir.

Tamam da.. Neye göre, kime göre eğlenceli?

Mesela Netflix eğlenceli bir uygulama değil midir? Netflix, Spotify bile banlandılar. Buyrun size kaynak 🙂 

Buyrun size diğer bir kaynak 🙂

İşin en saçma tarafı şu: Uygulamayı değerlendiren kişiler, bir uygulamayı red ederken, farklı ve benzer bir uygulama hızlı bir şekilde kabul edilebiliyor. 

Kişilerin eline bırakılmış ve standartlara dayalı olmayan bir sistem, sonuç olarak mobil uygulama geliştiricilerini Apple’dan soğuttu. Bu soğuma da, Apple’da ki uygulama sayısını gün geçtikçe düşürmeye başladı. Sonuçta, apple bir uygulamaya “kötü” der ise, o uygulama kötü falan değildir. Aksine Apple’ın emeklere yaptığı saygısızlıktır.

2018 yılının son çeyreğinde 457 milyar dolar değer kaybeden Apple, zannediyorum 100 milyar dolar değer ile, ticaret sahnesinden çekilecek. 🙂

 

 

TEKNİK DONANIM GELİŞTİRMEME ISRARI

Bir mobil cihazda sadece bir yazılımın arkasına sığınmak gerçekten doğru değildir. Bugün android telefon üreticileri neredeyse en düşük modelleri 256 GB iken, apple’ın telefonlarında 256 GB’lık bir telefonun neredeyse en yüksek modelli telefonmuş gibi sunulması, büyük ticari kazançlar peşinde olduğunun göstergesidir.

Sizleri uzun uzuun teknik donanımlara boğmak istemiyorum. Fakat bugün 3750 liralık Xiaomi Poco X3 Pro telefonun, iPhone 12’ye yakın değerlerde teknik donanıma sahip olduğunu söylemem kâfidir.

Ayrıca ek micro SSD kullanılmasına izin verilmemesi, icloud satın almaya zorlamaktan başka birşey değildir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

APPLE HACKLENMİYOR YALANI

Ama bu gerçekten büyük bir yalan 🙂

Bu yalanı söyleyen dijital camia, zannediyorum Pegasus Spy (casus) yazılımından haberleri yok.

Ben sadece Pegasus casus yazılımını bir kaç madde ile anlatacağım. Pegasus gibi kaç tane yazılım var bilmiyoruz. Fakat onlarcasının olduğuna da eminim.

  • Bu yazılım kullanıcının herhangi bir eylem içerisinde olmadan bulaşmasına izin veren
  • Telefon formatlansa, silinse dahi telefondan virüsü silinmeyen,
  • Kişilerin telefon, rehber, sms, whatsapp gibi onlarca chat uygulamasına sızabilen ve mesajları klonlayabilen
  • GPS üzerinden anlık adımları takip edebilen,
  • Konuşmaları sesli olarak aktarabilen veya yazılı deşifre edebilen

Manyak bir virüstür.

İlgili yazılım İsrail’liler tarafından yazılmıştır. Yakın zaman da Hindistan başta ülke olmak üzere bir çok ülkenin devletine satılmıştır. Yazılımcıların çaldığı bilgiler içerisinde Macron’un telefon numarası dahi bulunmaktadır.

Bir rivayete göre de, bu yazılım uluslararası medya kuruluşları tarafından özel olarak ürettirilip, devlet yöneticilerinin telefonlarına sızmak için kullanılmaktadır. Kaynak: https://time.com/6081622/pegasus-iphone-spyware-hack/

Yani Apple hacklenmez diye birşey yok. Aksine Apple’ın da içinden geçiyorlar diyebilirim. En son virüs IOS 14.6 sürümünde çalışırken, daha apple tarafından yayınlanmamış IOS 15 sürümünde dahi tespit edilmiştir. Yani virüs o kadar hızlı diyebilirim.

APPLE’I YERDEN YERE VURDUN.. ANDROİD ÇOK MU İYİ?

Hayır değil! Apple ile Android arasındaki fark bana göre şudur;

Apple’ bir telefona da virüs girebiliyor, android bir telefona da virüs girebiliyor. Öncelikle bu konuyu bir eşitleyelim.

Apple telefonlara doğrudan App Store tarafından yayınlanmamış uygulamanın indirilmesi oldukça zordur. Telefona jealbreak gibi işlemler yapılması gerekiyor. Bu da telefonu güncellemelerden muaf tutabiliyor.

Fakat Android bir telefonda ise, “Play Protect” özelliği ile telefonunuz koruyor. Fakat android, Play Protect olmayan uygulamaların telefona inmesini kullanıcıların insiyatifine bırakarak kişilerin zararlı yazılımları belkide istemeden indirmesine olanak sağlatıyor. Android’i kötü yapan da bana göre budur.

Android telefonlarda mobil uygulamaların değerlendirilme süreci tamamen lojik ortamlarda gerçekleşiyor. Örneğin, bir uygulama içerisinde küfürlü bir içerik veya kişilerin verilerini başka yerlere hızlıca kopyalayan ve bunu beyan etmememiş uygulama sahipleri var ise, otomatik olarak banlanarak uygulama marketinde yayınlanmıyor. Fakat beyan edilen veriler ile, yazılım içerisindeki veriler eş değerli ise uygulamalar sorunsuz Google Play Store’da yayınlanıyor. Fakat uygulamanın telefona verebileceği zararlar veya kişilerin verilerine yapabileceği hırsızlıklar, kullanıcıların kendi dikkatine kalıyor. Bu konuya sadece dikkat etmek gerekiyor.

APPLE MI ANDROİD Mİ?

Bu tamamen size bağlı bir konu olsa da, eğer iradenize sahip çıkarak zararlı olmayan uygulamaları telefonunuza indirmez iseniz, fiyat performans açısından Android tabanlı Samsung, Xiaomi, Huawei gibi markalar yeterde artar bile derim.

Ben 2 gün önce radikal bir karar alarak, iPhone telefonumu kenara atıp, Xiaomi’in Poco marka X3 Pro modelini kullanmaya karar verdim. Fakat ben hiçbir zaman verilerimi Android tabanlı bir uygulamada tutmuyorum. Yani fotoğraf, video gibi medya içeriklerim farklı büyük şirketlerin cloud hesaplarında bulundurduğumdan. Telefonu tabiri caizse, alo demek ve mesajlaşmak için kullanıyorum. Telefona bir virüs girse dahi, çalabileceği veriler yok denecek kadar azdır 🙂

Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle 🙂

Bu yazıyı okumanız yaklaşık 7 dakika sürecektir.

Yazımı Nasıl Buldunuz Diye Sorabilir Miyim? 🙂
[ Average: 5]

Yorumlarınızı Varsa, Buradan Buyrun :)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir